23 Kasım 2010

Alex de Souza "3000"

Fenerbahçe tarihinin gelmiş geçmiş en iyi yabancı oyuncularından biridir Alex. Belki de en iyisi. Fenarbahçe'nin 3000. golünü atarak kulüp tarihine adını daha da derin bir şekilde yazmış oldu.

Barcelona vs Real Madrid

28 Kasım Pazar günü Barcelona'da seçimler olduğu için İspanyol federasyonu dünyanın bir numaralı derbisini 29 Kasım Pazartesi gününe almıştır. El Clasico tarihinde bu bir ilk aslında. Mourinho için de teknik direktör olarak ilk derbisi olacak. Yenilgisiz Madrid ekibi, Guardiola'nın bir puan önünde sadece. Bütün dünyanın gözü bu maçta olacak desek yalan olmaz sanırım. 2010 yılının son "El Clasico" ile ilgili detaylı yazıyı maç sonrasına bırakarak ısınma amaçlı bir şeyler karalayayım dedim.

Önce ev sahibinden bahsetmek gerekirse Messi önderliğinde La Liga'da geride kalan 12 hafta sonunda bir mağlubiyet ve bir beraberlik alan Katalanlar, kendi evlerinde oynayacakları için bir adım önde. Her derbide olduğu gibi. Bu sezonki istatistiklerine bakarsak Barca 33 gol attı ve 8 gol yedi. Kadrosuna David Villa gibi bir yıldızı katan Katalan takımı ilk haftalarda geçtiğimiz sezonlara göre daha kötü bir görüntü verse de ilerleyen haftalarda oynadıkları futbol ve farklı kazandıkları maçlarla kalitelerini ortaya koydular. Zaten çok şaşırtıcı bir durum da değil bu. Özellikle sezon başında Messi, ardından da Xavi'nin sakatlıkları istedikleri başlangıcı yapmalarını engelleyen en önemli faktörler. Almeria deplasmanından 8 golle dönen Barcelona'ın ne kadar formda olduğu aşikar zaten.

Geçen sezon C. Ronaldo ve Kaka transferleriyle ikinci "Los Galacticos" dönemini yaşayan Real Madrid sezonu istediği yerde bitiremeyince takımın başına Jose Mourinho'yu getirdi. 12 maçta sadece 2 beraberlik alan Real derbi öncesi ligde en az gol yiyen ve Barcelona ile birlikte en çok gol atan takım durumda. 12 maçta 33 gol attılar ve kalelerinde sadece 6 gol gördüler. Camp Nou'da oynanacak derbide bu istatistiklerin pek önemi olmayacak tabi. Fakat Mourinho yönetimindeki Madrid geçtiğimiz sezona göre büyük değişim geçirmiş durumda. Di Maria, Mesut Özil ve Khedira'nın takımın kimliğini olumlu yönde etkilediği aşikar. Bu derbiye nasıl yansıyacak onu maçın ilk düdüğünden sonra göreceğiz elbette. Geçen sezon Şampiyonlar Ligi yarı finalinde Inter'in başında Barcelona'yı deviren ve sahada yaptığı şovla Katalanları kızdıran Mourinho, bütün gözleri üzerinde toplayacak şüphesiz.


Dünyanın tüm liglerine bakılırsa şu an en formda iki ekip olan Barcelona ve Real Madrid'in mücadelesi nefesleri kesecek kuşkusuz. Olayın bir de Messi vs C. Ronaldo boyutu var tabi. Hangisi daha büyük tartışmalarıın her geçen gün kızıştığı ortamda bu ikilinin futbolunu izlemek de ayrıca güzel olacak. Gol krallığında zirvede olan C. Ronaldo'ya karşı, adının önüne en güzel sıfatların yazıldığı Messi'nin mücadelesi. Hangi açıdan bakarsak bakalım izlemek için birçok neden bulabiliyoruz. E tabi Mesut'un ilk El Clasico'su olması da ayrı bir tat.

9 Kasım 2010

La Liga'da Şampiyon Olmak

Dünyanın en önemli oyuncularının forma giydiği İspanya Ligi yani La Liga, hem maddi olarak hem de futbol mevkii olarak açık ara önde diğer liglerden. Real Madrid ve Barcelona'nın kadroları bile bile bu ligi izlemek için yeterli aslında. Messi, Ronaldo, Xavi, Higuain, Inieste, S. Ramos, Puyol, Mesut Özil, Kaka ve daha birçok isim. Bunlar ligin açık ara en iyi takımının kadrolarından bir çırpıda sayılanlar. Zaten bu iki kulübün toplam değeri bir milyar avronun üzerinde. İki sezon önce Barça başında 6'da 6 yapan Guardiola ve geçen sezon Inter Milan'da 3'te 3 yapan Mourinho'yu da katarsak La Liga'nın asıl yüzü bu iki takım demek çok kolay. Peki bu iki takımı zorlayabilecek ya da şampiyonluğa ortak olabilecek takım var mı?

La Liga, dünyanın en önemli ligi olarak gösterilse bile şampiyonluğa ortak olan takım sayısı bakımından belki de en kötü liglerden biri. Kötü demeyelim ama sezon sonunda kimin şampiyon olacağı yüzde elli belli. Ya Real, ya Barcelona. El Clasico maçlarını bir yana koyarsak maçlar bu iki takımın hegemonyasında geçiyor. Sezon sonunda bütün maçlarını kazanamasa bile bu iki takım bir yerden sonra zirvede açık ara yalnız kalıyor. La Liga'nın güçlü ekipleri transfere ne kadar para harcasalar da hedef şampiyonluk değil Şampiyonlar Ligi olabiliyor sadece. Son yılların değişmez ilk iki sırası belli zaten. Mühim olan 3 yada 4. sıraya yerleşebilmek.

La Liga'da Barça ve Real'i ayırdığımızda Avrupa mücadelesi veren takımların aslında eş değer ligdeki takımlardan çok farklı olmadığını görebiliriz. Valencia, Sevilla, Atletico Madrid, Villareal gibi takımlar gerek bütçeleri gerekse takımlarındaki yıldız isimleri ile güçsüz takımları değil. asıl heyecanlı maçlar, daha doğrusu lige asıl heyecanı katanlar bu saydığım takımlar oluyor. Futbol orgazmını ise Real Madrid ve Barcelona yaşatıyor.

Mesela İngiltere Premier Ligi belki yıldız oyuncu sayısı olarak La Liga'ya nazaran yarım adım geride gözükebilir. Fakat şampiyonluk mücadelesi veren takım sayısına baktığınızda La Liga'nın önünde. Chelsea, Manchester United, Manchester City, Arsenal, Tottenham ve bu sene gerilerde kalsa da Liverpooll hemen her sezon şampiyonluğa oynayacak takımlar kurabiliyorlar. Son yıllarda Chelsea ve Manchester United şampiyonluğa ambargo koysa bile arkalarındaki ekiplerin şansı bir Sevilla yada Atletico Madrid'in şampiyonluk yüzdesinden daha fazla.

İtalya ile La Liga'yı karşılaştırmak abesle iştigal olsa gerek. Bu sene İbrahimoviç, Robinho, Sokrates gibi transferlere rağmen Alliegri'nin kukla olduğu bir Milan'ın, Inter'i geçip şampiyon olması çok zor. Juventus toparlanmaya çalışsa da Nedved'in yeri zor dolacak gibi. Roma bir yana Lazio, Napoli gibi takımlarınsa sezon sonuna kadar bu tempoyla gidebilmeleri zor görünüyor. Benitez'e rağmen tek aday Inter'in olduğu Seriea A'da şampiyonluk adayı bakımından durum La Liga'dan daha kötü. İtalya'da bir de olayın ekonomik boyutu var. Inter haricinde hemen hemen bütün kulüpler finansal olarak sınırda.

Süper Toto Süper Lig, sadece La Liga'nın değil Avrupa'nın hemen hemen bütün liglerine göre şampiyon adayı daha fazla olan bir lig konumunda an itibariyle. Oynanılan futbol ve takımların maddi değerinde bu yorumun katkısı yok. Türkiye Ligi'nde geçen sezon Bursaspor'un şampiyon olması bunun en büyük ispatı. Ancak bizim ligimizde diğer avrupa liglerine göre şöyle bir sorun var. Her sene şampiyon olma ihtimali olan üç takım Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş'ı, Trabzonspor zorlar fakat şampiyon bu üç takım arasından çıkardı. Çeyrek asırdır neredeyse bu tablo değişmedi. Son yıllarda ise büyük takımlar aşağı inerken, aşağıdaki takımlar yukarı çıkmaya başladı. Bu da şampiyonluğa ortak sayısını arttırdı. La Liga'da alttakiler ellerinden geleni yapsalar bile üzerlerindeki takımlar Real ve Barça o aranın kapanmasına izin vermedikleri için şampiyonluk bu iki takım arasında dönüp duruyor.




La Liga'da sezon sonunda kimin şampiyon olacağı yüzde elli ihtimalle belli. Ama ligin heyecanını zirvede tutan, şampiyonluk şansları hiçe yakın olsa da köklü kulüplerin mücadeleden ve futbola yatırım yapmaktan vazgeçmemeleri oluyor.